Home » Ensest » bizim çocukluğumuz

bizim çocukluğumuz

Bizim çocukluğumuzda hayatımız kasabanın futbol sahasında geçerdi. Saatlerce futbol oynar, sonra da sahanın yanındaki derede çimerdik. O gün yine öyle oldu. Yorgun argın savaştan çıkmış gibi dereye zor düştük. Bu soğuk su bizi hayata adeta yeniden getiriyordu. Biz de ortaokul çağlarındayız daha. Takım kaptanımız Şinasi ile ben kalmıştım derede. Suyun soğukluğu ile üşüdüğümüz için ilerideki yonca yığınına gittik, kuru yoncaların kenarına yattık. Güneş tenimizi ısıtıyor, derimizdeki titreme kızgın güneşle yavaş yavaş kızartılara dönüşüyordu. Şinasi bana dönerek: – 31 çekiyor musun? dedi.- Hayır dedim. – Eğer 31 çekmezsen kamaşın kısa kalır bundan haberin var mı? dedi. Ben bir anda bu sözün karşısında şaşırıp kaldım. Ne söyleyeceğimi bilemedim. Sonra Şinasi kilotunu aşağı çekti, kamışını çıkardı, eliyle sallamaya başladı. – Hadi sen de yapsana dedi. Ben de merakla elimi içeri uzattım, aletimi çıkardım. Oynarken benimki de şişmeye başladı. Bazen sıkıştığımda olan hazza benziyordu ama ondan da çok farklı yönleri vardı. Elektriğe tutulmuş gibi bir titreşim sanki her tarafımı sarıyordu. Şimdi de ben aleti bırakamayacak derece de sarsılıyordum. O sırada bir acı geldi. Sonra biraz kan damladı. Sonra da acayip sarı bir sıvı aktı benimkinden. Ben dehşet içinde kalmıştım. Şinasi: -Olur böyle şeyler, takma kafana dedi. -İlk sefer bu, her şey normal dedi. Onun doyuma ulaşmasını izledim bir süre… Zor oldu, ama ondan daha çok sıvı aktı. Biz yeniden dereye daldık. Adettenmiş bu işlerden sonra yeniden çimmek lazımmış, biz de yıkandık ve yola koyulduk. Yolda Şinasi, sana bir şey anlatacağım dedi. Şinasi : – Kimseye söyleme ama ben üvey ablamla ilişkiye giriyorum dedi. Şaşırdım. Yutkundum. Şinasi’nin evlatlık olduğunu biliyordum. Yaşı 33’e gelmiş ama evlenememiş üvey bir ablası vardı. -Nasıl olduğunu anlatayım mı dedi. Başımı salladım. Şinasigilin iki tane inekleri vardı. Her gün akşam yaylımdan dönen inekler ahıra gelir, akşam vaktinde de sağılırdı. Bu işi de bazen üvey ablası yaparmış bazen üvey annesi. Şinasi bir gün ahırdaki gizli bölmesine bazı eşyaları koyarken ablası gelmiş, Şinasi gizli bölmesini göreceği kaygısıyla gizlenirken enteresan bir olaya şahit olmuş. Ablası inekleri sağarken birden garipleşmiş ve koynundan çıkardığı bir salatalıkla orada kendini doyurmuş. Şinasi çok şaşırmış ama çok da heyecanlanmış. İlk defa gördüğü bu manzara karşısında daha sonra defalarca 31 çekmiş. Bu ara ablasına karşı davranışları da değişmiş. Onu sık sık gözetlemeye çalışmış. Ablası da bazı şeyleri fark etmiş olmalı ki onu birkaç defa sınamış. İleriye gittikleri için kızlığını kaybetmiş …Bir gün Şinasi ablası ile bahçeye giderken sıkıştığını söylemiş ve bir çalının dibine fazla yanaşmadan işemeye başlamış, ablası pür dikkat Şinasi’nin erkekliğini gözlemiş. Şinasi’nin belli olgunluğa eriştiğine karar vermiş olacak ki… Yolda ona açılmış. Meğerse ablası 18-20 yaşlarındayken bir heves ile buluştuğu bir gençle fazla ileri gittikleri için kızlığını kaybetmiş. Yörede de bekaret çok önemli olduğundan sonradan çıkan kısmetlerini de hep reddeder olmuş. Şimdi de ne yapacağını bilemez bir vaziyete gelmiş. Şinasi, ablasının bu olaydan sonra kendisiyle çok ilgilenmeye başladığını, geceleri gelip yorganını örttüğünü, hatta anasının yerine zaman zaman kendisini yıkamaya başladığını anlattı. Bu arada ablasıyla şakalaşmaları da artmaya başlamış. Bir gün ablasıyla bahçeye elma toplamaya gittiklerinde ablası şaka olsun diye bunu su arkının içine itelemiş. Şinasi de arktan çıkıp ablasını yakalamış o da onu suya basmış. Suyun içinde Şinasi ile debeleşirken üvey ablasının göğüsleri eline değmiş. Etkilenmiş. Bahçedeki barakaya girip elbiselerini kurulamışlar. Şinasi’de o zaman bir şeyler olmuş. O zaman erkek olduğumu anladım, diyor. Ben doncak kalınca üvey ablam şoke oldu, benimki o güne kadar görmediğim derecede sertleşmişti ve ıslak donumun içinden hemen belli oluyordu, diyor. Üvey ablasıyla orada birleşmişler. Üvey ablamı ne zaman düşünsem, ne zaman görsem benimki zapt edilmeyecek bir hal alıyordu, nasıl bir fırsatını bulsak da bir araya gelsek diye kıvranıp duruyorduk diye anlatıyor. Üvey ablam, ne zaman süt sağmaya girse ben de ahıra giriyorum diyor. Bir gün Şinasi’yi üvey ablasını sikerken üvey annesi yakalamış. kadın, madem bu işi yapıyorsunuz, babanıza sakın ha yakalanmayın demiş. Üvey annesi Şinasi’nin geceleri korktuğu gerekçesiyle ablasını zaman zaman Şinasi’nin yatağını yanındaki sedirde yatması için odasına gönderiyormuş. Şinasi, üvey ablama sarılıp yatıyorum, gece her uyandığımda yeniden yapıyoruz o işi diyordu. Şinasi ile o gün ayrıldık. Arada yine maçlarda bir araya geliyorduk ama bu konuyu hiç açmıyordu. Halbuki ben bu hikayeyi dinlemekten büyük bir zevk alıyordum. Niye anlatmıyordu, bir anlam veremiyordum. Havalar öyle ısınmıştı ki artık gündüzleri top da oynayamaz olmuştuk. Şinasi ile artık görüşemiyorduk ki, bir gün kapıda Şinasi’nin sesini duydum. Anneme evde olup olmadığımı soruyordu. Dışarı çıktım. Şinasi: -Hadi bizim yukarı bahçeye gidelim, yaz elmalarını toplayacağız, seni biraz çalıştıracağım dedi. Anneme gitmek istediğimi söyledim. Annem olur dedi. Biz yukarı mahalleye doğru tırmanmaya başladık. Yanımızda sepet olmadığını fark ettim. Şinasi: -Yukarda barakada var. Dedi. Üvey ablasının mevzusunu bir türlü açmıyordu, ben de sormaya cesaret edemiyordum. Bahçeye geldik ki ablası bahçede elma topluyor, ablasını görünce ben hemen kıpkırmızı oluverdim. Biraz elma topladıktan sonra hava zaten sıcak hemen barakaya girdik. Ablası karpuz kesti, ekmekle karpuz yiyoruz. Ben hala üvey ablasının yüzüne bakamıyorum. Şinasi: -Abla, benim en yakın en sadık arkadaşım bu. dedi. Üvey ablası da fazla utangaç dedi. Ben biraz daha utandım böylece.Onun eteğini kaldırdı …Şinasi: -İşte üvey ablamı ilk defa bu barakada düzdüm dedi. Ben ablasının yüzüne baktım, o da merakla bana bakıyordu. Şinasi, üvey ablasına: -Bu daha 31 çekmeyi bile bilmiyordu, ben öğrettim, kamışın kısa kalır diye korkuttum onu, ama onunki de fena değil, dedi. Ben kalp atışlarımı beynimin içinde sayıyordum. Ne yapıyordu bu Şinasi. Şinasi, üvey ablasına uzandı, onu yanaklarından öpmeye başladı. Memelerini sıkıyordu, üvey ablası, onun pantolonunu indirdi, eliyle kamışını tuttu. Daha sonra Şinasi, onun eteğini kaldırdı, bembeyaz bacakları meydana çıktı, sonra üvey ablası domaldı, Şinasi üvey ablasının donunu indirince bir o kadar beyaz kasesi ortaya çıktı. Ve Şinasi büyük bir gururla kamışını ortadaki yarığa yerleştirdi. Ben dehşet gözlerle izliyordum. Sonra ileri geri hareket ediyordu, üvey ablası da başını yana çevirmiş bana bakıyordu. Ben bacaklarımı sımsıkı kapatmış, mum gibi duruyordum. Şinasi, bir süre gidip geldikten sonra kocaman olan kamışını çıkardı, büyük bir ustanın edasıyla hadi be çıkar artık şu sikini de sok şuraya dedi. Ben hala mum gibiydim. Yanıma geldi, omzumdan silkeledi ve beni ayağa kaldırdı. Ayağa kalkınca önümdeki kabartı ortaya çıktı. “Hah şöyle” dedi. Ben fermuarımı açtım. Ürkekçe benimkine baktım ki benim ki zonklayıp duruyor. Şinasi beni üvey ablasının arkasına yerleştirdi. Üvey ablasının kaba etlerini tutturdu, sonra deliğe yavaşça girdim. Aman tanrım, ben de koskoca bir kadını düzüyordum. Yavaş yavaş hareket ettikçe, o sıcaklığa ve kayganlığa alışıyordum. Ablasının şeftlisinden akan su dizlerimi ıslatıyordu. Birkaç hareketten sonra Şinasi bana çekilmemi söyledi. Çok heyecanlanmıştı. Üvey ablasına hızla girmeye başladı. Sonra titreyerek boşaldı. O çekilince sıra bana gelmişti. Hadi sıra sende, sen de boşalt dedi. Ben girdim ama o kadar kaygandı ki, bir iki hareketten sonra ben hareket edemeyecek hale geldim ve hemen boşaldım. Ucunu hemen çektim çünkü dokunulamayacak hale gelmişti. O doyarken benimki kabarıyordu. Ben doyunca birbirimizi izlemenin keyfiyle ben doyarken o tekrar düzmeye başlıyordu. Uzun yıllar Şinasi benim en yakın arkadaşımdı. Ne zaman ben üniversiteye, o çalışmaya başka bir yere gittik, o zamana kadar hep üvey ablasıyla birlikte olduk. Üvey ablası bizi olgun bir erkek yaptı. Şinasi’nin gözü üvey ablasından başkasını hiç görmedi. Daha sonra başka bir şehirde iş bulup ayrılınca üvey ablasını da yanına aldırdığını öğrendim, sevindim. Şinasi de ablası gibi evlenmeyi düşünmüyordu besbelli…Gönderen: Ozankan
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 353 515 737 08

Sanal seks numaramı görmeyenler için tekrardan numaram : 00353 515 737 08